Işıkları Kapatıp Kaçmak

Çocukluk dönemi unutulmazlarının başında gelen olaydır; “ ışıkları kapatıp içeri kaçmak “.

Garip bir telepatiyle çoğumuzun çocukluğunun uzun bir döneminde yaşadığı durum aslında. Çok stresliydi nedense, adrenalin ışığın kapandığı anda tavan yapıyordu.

Küçükken tarafımdan da çokça gerçekleştirilmiştir. Ortamın kararmasından mütevellit , bir an önce ışığın bulunduğu güvenli bir bölgeye kaçış tek düşüncemizdi. Çocuklukta yapılan en masum harekettir fakat altında yatan düşünce nedir ?

Karanlık güçlere yakalanmadan güvenli bölgeye girmek tabiki. Gerçekten bir ara fena halde kafayı taktığımı hatırlıyorum bu olaya. Çok zevkli de oluyordu ne yalan söyleyim.

 

Düşünüyorum da öyle hızlı koştuğum zamanlar olurdu ki bazen ışığı bile kapatamazdım.  Bırakın kapatmayı, açık kaldığının bile farkına varmazdım. Salona geldiğimde “oğlum git o ışığı kapat “ sesi yüreğimi ağzıma getirirdi.

Koşarken/kaçarken ayaklarım yere basmazdı, uçardım resmen. Gidip ışığı kapattığımda o kadar paniklerdim ki kaçış koşusu esnasında arada bir zıplardım. Kimi zaman şarkı söyleyerek koştuğum da olurdu.

 

Ama mesele koşmakta değil. Asıl mesele dört nala koşarken salona yaklaştıkça yavaşlayıp normal adımlara başlayıp aileye korktuğunu hissettirmemekten geçiyor. İçeriye öyle koşarak girmek olmazdı, salona girildiğinde hiçbir şey yokmuş havasına bürünmek öyle kolay bir şey değildi.

Bir de bunun banyonun kapısını hızlıca kapatıp çıkma versiyonu vardı :)

O ne güzel çocukluktu öyle ya. Düşündükçe insanı kısa bir süre güldürüp sonra hüzünlendiriyor bak :) Ne güzel ve amaçsızca geçirilen günlerdi be..

NOT : Artık lambayı kapatıp öyle mutfaktan salona koşmuyorum :) Seneler geçti içeri koştuğum dönemlerin üzerinden, artık öyle ki lamba açılınca karanlığa koşar hale geldim…