Çocukluğumun vazgeçilmez aktivitesiydi kapılara tırmanmak.  Amaçsız yere yapılan bir eylem gibi gözükse de o zamanlar inanılmaz bir mutluluk veriyordu.

Gerçi bunu birbirinden habersiz olarak herkes çocukluğunda yapmıştır. Çocukluk içgüdüsü mü bilmem ama yapmayan yoktur heralde. Klasik erkek çocuk hareketidir yani. Birde akrabalar filan bir araya gelince evdeki çocuk popülasyonu artar ya işte  buna bağlı olarak her kapıda bir çocuğu asılı bulmak mümkündü.

 

Gerçekten düşündükçe mutlu oluyorum bak. Hem eğlenceyi hemde muzurluğun mutluluğunu bir arada yaşıyorduk. Anneler bağırır terlik filan fırlatırdı arada.

Kapı profillerinin geniş, ayakların da çıplak ve kuru olması gerekirdi Kışın çoraplar yüzünden bu aktiviteyi yapamaz hale gelirdik. Kapının kirişine kafamız değdiğinde, bir anda boyumuzun nasıl uzadığını fark eder tarifi imkansız bir heyecan yaşardık.

 

Hele birde tırmandığımda annem mutfağa filan giderken altımdan geçerdi, var ya kendimi de bir şey başarıyor zannediyordum ha ne biçim..

Kapının tepesine gelince biraz orada asılı durup, sonrasında hafif bir ivme ile odanın ortasına doğru atlamak lazım. Yoksa yere inerken ayaklar kapı eşiğiyle denk gelirse minik ayaklar acır, alınan haz buruk bir sevinçle noktalanırdı.

Bende güzel atlardım tam odanın içine güm diye. Bazen atladıktan sonra takla filan da atardım ki sormayın.

 

Arada aklıma geliyor da denemeye gözüm kesmiyor :) Şimdi görsem bir tane mesela gider alnından öperim. Şimdikilerde yok böyle aksiyonlar. Yeni nesil tırsak. Oysa biz öyle miydik, pe-hey. Düz duvara tırmanırdık alimallah!
Son olarak; ülkemizde yıllardır her evde yapılan bu aktivite İngiltere’de 3 yaşında bir kız çocuğu sayesinde rekor kırdı. Oldu mu bu şimdi ? – BBC Türkçe