29 Temmuz 2019’da bir yılı tamamlamış bir evliliğim oldu.
Bu tarz yazılar çokça var biliyorum fakat kendi deneyimlediğim bazı konuları buradan paylaşmak sanki boynumun borcu gibi hissediyorum. Ben yandım siz yanmayın anlamı çıkmasın, sadece tavsiye yazacaklarım.

Başta şunu söylemeden edemeyeceğim, artık ideal evlilikler çok pahalı. Yok altını yok tek taşı filan o muhabbetlere girmeyeceğim. Herkes bildiği gibi yapsın diyerek bu kısmı hızlıca atlıyorum. Allah yar ve yardımcınız olsun kardeşlerim :)


Aslında paylaşmak istediklerim, bir zamanlar tek başınıza at koştururken evlilik sonrası koşturacak at bulamayışınızla, bu sürecinde yaşananlar ev evlilik sonrası vize problemleriyle alakalı.

Tabi herkesin kafasında bir eş profili var. Doğru kişiyi bulduğunuza emin olduğunuzda hiç beklemeyin, yüzükleri bakmaya başlayın. Bekarlık sultanlıktır filan hikaye. Ama dediğim gibi buradaki eş profili gerçekten doğru kişi olmalı. Yoksa karşındaki “Prenses olmak için prense ihtiyacım yok, ben zaten kralın kızıyım” 🤮 gibi bir yaklaşımla sana geliyorsa, tabi ki bekar kal sultan ol.

“Şunları yapayım, bunları bi düzene koyayım” gibi bahanelerle evliliği ertelemeyin. Çünkü hiçbir zaman tamam artık her şey istediğim gibi, artık evlenebilirim denilmez. Bakmışsın yaş 30 olmuş, bi başına yaşlanır gidersin.

Arkadaşlarınızın düğünlerine gidip “ben kendi düğünümde bile oynamam, yok bunlar fuzuli masraf, şunlara filan hiç gerek yok ben böyle yapmayacağım” gibi beylik laflar etmeyin. Bi bakmışsın kendi düğününde halay başı olmuşsun, elinde davul kına gecesinde kendinden geçmiş gibi tokmak sallıyorsun.

Evlilik öncesi en çok problemin yaşandığı bölüm (çevreden duyup, gördüğüm kadarıyla); eşya alımı, yeni evin hazırlanması süreci. İmkanınız varsa aileler işin içine girmesin, çok temiz oluyor. Biz bu süreci eşimle kendimiz hallettik, A’dan Z’ye tüm her şeyi kendi zevkimize göre aldık. Düğün ve ev hazırlıkları için tüm görevi eşinizle birlikte üstlenirseniz hem rahat rahat gezip, tercih etme hakkınız oluyor; hem de evinizi kendi zevklerinize göre hazırlıyorsunuz.

Süreç yoruyor mu, evet yoruyor.
Günlerce kim hangi masada kimlerle oturacak. Gelin-damat masasına kimler daha yakın oturmalı. Organizasyon firması ile sekiz biz ikiyüz ellidört milyon milyar kez görüşmeler ve provalar. Canlı müzikte çalınacak parçalara karar verme, ( hangi enstrümanlar kullanılacağına kadar ) diğer envai çeşit olay anı müziklerini ayarlama ( pasta kesimi, salona giriş, salondan çıkış gibi ). En son yemek menüsü ( bu yemeklerin tadı, tuzu, sunumu gibi konuların karara bağlanması ) ve final gecesi.

Yazması bile yoruyor insanı ki ama o anda ne kadar yorsa bile “güzeldi be” deniliyor. İleride “keşke” dememek için her şeyi yapın demiyorum, israftan kaçınarak iki tarafında makul istekleri bence yerine getirilmeli. Bu süreçte biz mümkün olduğunca sade bir düğün yapmak istedik. Çalınan müziklerden, davetlilere kadar epey sade bir düğün oldu.

En güzel düğün, biten düğün derler ya. Gecenin sonunda her şey bitiyor.

Tebrikler, artık evlisin. Vize uygulaması resmen başladı.

Her istediğin zaman, her arkadaşların çağırdığında “tamamdır geliyorum” diyemiyorsun, “gideyim mi?” demeye alışıyorsun.

Dışarı çıkmak için bazı şartlar var, onları yerine getirmelisin. Mesela arkadaşların ile buluşmanı en az bir hafta öncesinden belirlemelisin. Ön hazırlık için bir hafta ideal bir süre bence. Bu bir hafta mümkün olduğunca çok puan toplamalısın. Mesela bir çiçek, mesela bir akşam yemeği, mesela bir yürüyüşe çıkma gibi.
Arkadaşlarınla buluşma gününe 2-3 gün kala da yavaştan eşine duyurmalısın. Burada yapılan en büyük yanlış direk olarak “Ben arkadaşlarla buluşacağım” diye niyeti açıkça belli etme gafletinde bulunmak. Bu yaptığınız ölümcül hata, topladığınız bonusları adeta bir balon gibi patlıyor,  eksi puan olarak hanenize yazılıyor. Dolaylı yoldan, edebi bir dil ile söylemelisiniz.

Mesela mutfakta bir şeyler ile uğraşırken, Cahit Sıtkı Tarancı’nın “Desem Ki” şiiri satırları arasına niyetinizi sıkıştırabilirsiniz. ( Cahit baba affet. )

Desem ki vakitlerden bir Nisan akşamıdır,
Rüzgarların en ferahlatıcısı senden esiyor,
Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,
Desem ki arkadaşlar dışarıda beni bekliyor,
Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,
Senden kopardım çiçeklerin en solmazını…

Burada önemli olan şiirin bütünselliğini bozmadan, akıcı bir şekilde çok belli etmeden niyetinizi dillendirmek. “Desem ki arkadaşlar dışarıda beni bekliyor,” bu kısımda göz göze gelmemeye dikkat. Durumun fark edilmesi halinde direk vitesi beşten geriye takıyorsunuz. Buradaki manevra yeteneği tamamen bireysel beceriye kalmış bir durum.

Daha paylaşacağım farklı taktikler, tavsiyeler ve öneriler var fakat çok uzatmak istemiyorum. Zaten tecrübe ettikçe o refleksiniz gelişiyor.

Bide çok alakasız olacak ama içimde kalmaması adına söylemeden edemeyeceğim. Hani şu uzun ince süpürgeler var ya şarjlı olanlar, ismi dik süpürgeymiş. İşte ondan kesinlikle almalısınız. Sakın o büyüklerden almayın. Hatta büyük süpürgeye vereceğiniz parayla iki tane dik süpürge alın, yedekte dursun.

Sonuç olarak yazılanların esprisi bir tarafa evlilik beni ciddi anlamda her yönden düzene soktu.
Çalışma, yeme-içme ve uyku düzenim tamam oldu. Evlenene kadar hayatımın eksik olduğunu tam anlamıyla kavramam mümkün değilmiş, bunu da fark ettim. Bu zamana kadar evlilik adına keşke dediğim en ufak bir durum olmadı, inşallah bundan sonrasında da olmaz.
Unutmamak lazım; evlilik sonrası en büyük sorumluluk eşinizin huzuru ve mutluluğu. Hem eşinizi, hem aileleri idare ve mutlu etmeyi de becerebilirseniz ne âlâ.
Ertelemeyin, doğru kişiyle evlenin gitsin. Gerçekten çok mutlu olursunuz..