atanamayan-bilgisayar-ogretmenleri

Tonla para akıtıp yapılan bilişim teknolojileri sınıfları, çağa ayak uyduracağız diye oluşturulan ve bir zamanlar ilk kademeden itibaren uygulamaya koyulan bilişim teknolojileri müfredatları, e oldu olacak bir de başına öğretmen koyalım mantığıyla üniversitelerde açılan bilgisayar ve öğretim teknolojileri bölümü..

Zamanında eğitim fakültelerinin gözde bölümüyken şimdi diğer bölümlerin acıyarak baktığı bir bölüm. Sonra yürütülen eğitim politikası ve siyasi nedenler uğruna yok edilen bir topluluk; bilgisayar öğretmenleri.

Yeni eğitim sistemine göre ilk kademede dersi olmayan, ikinci kademede dersleri seçmeli olan, not verme gibi bir lüksü olmayan ve bu çağda (evet evet bu çağda ) kaldırılmaya başlayan teknolojileri sınıfları..

Kaldırılmasındaki birinci gerekçe;
“Artık herkesin evinde bilgisayar var ve bilgisayar dersine gerek yok. ”

Kaldırılmasındaki ikici gerekçe;
“ Tablet dağıtılıyor çocuklara. Bilgisayarı temel seviye de ( facebook, msn filan ) bilsinler yeter. Zaten bunları da biliyorlar. Yani bilgisayar dersine hiç gerek yok “

Nasıl bir düz mantıktır anlamıyorum ben. Ortadaki durum sadece bilgisayar öğretmenleri için değil ülkemiz için acınası.
Çocuklara bilgisayarın gerçek amacının oyun oynamak ve internette gezmek olmadığı öğretmek ve temek bilgisayar kullanımı becerisi kazandırmak olduğu bilmeyenlerin umurunda değil.

Oyun oynanıyormuş bu derslerde.
Keşke oynasınlar. O laboratuvarlar boş duracağına klavye, mouse kullanımına aşina olmayan öğrencilerin bu aletleri kullanmada aşama kaydetsinler. Ülkemizdeki imkanlar tüm bölgelerde aynı değil sonuçta.

[ayrac][/ayrac]

Olaya yürütülen eğitim politikası ya da son 4 milli eğitim bakanı gözünde bakacak olursak ;

  • Okullarda tavana projeksiyon montajı yapacak,
  • Öğretmenlerin, müdürün hepsini geçin okuldaki memurun bilgisayarı bozulduğunda bunların tamirine bakacak,
  • Çalışmayan telsiz telefon da dahil olmak üzere okulda bulunan bilimum elektronik eşyayı tamir edecek, fişi olan her şeyden sorumlu tutulacak,
  • Bayramlarda fotoğraf çekerken, ses tesisatıyla ilgilenecek,
  • Elindeki sihirli değnekle modeme dokunup yavaş olan interneti hızlandırma gibi çoğaltılabilecek yeteneklere sahip birisi illa ki olmak zorunda.

Ee bu öğretmenleri her okula koymanın mantığı da yok, iki üç okula ver bir tane bilgisayar öğretmeni koştursun dursun.
Derse de girsin ama dersinin notu olmasın.
Not olmasın ki çocuklar ciddiye almasın.
Çocuklar ciddiye almasın ki bu kişi kendisini öğretmen filan sanmasın.
Hatta mümkünse müdürler böyle bir dersi öğrencilere seçtirmesin.
Bilişim sınıflarının kapılarına kilit vurulsun, yavaş yavaş yok olmaya terkedilsin.

Bakış açısı birebir bu şekilde, abartı değil. Mevcut durum açık net olarak bu.

[ayrac][/ayrac]

Yani sıkıntı o kadar ileri boyutlara ulaştı, o kadar erken yakalamaya başladı ki bu -haksızlıklar- henüz öğretmen olamadan, öğretmen olmayı bırak mezun dahi olamadan böte öğrencileri ” işsiz! okuyacak başka şey mi bulamadın? aç kalacaksın!” cümleleriyle karşı karşıya kalıyor.

Haliyle ne ağız tadıyla öğrencilik yaşanabiliyor, ne de evrimleşip öğretmen olunabiliyor.
En iyisi mi olmasın kimse bilgisayar öğretmeni. En güzeli, Tarih öğretmeni falan olmak. Olan olmuş, biten bitmiş. Geri al yok, yenile yok… Ne zaman ki bu geri ala alıştık zaten, yanlış yapmayı takmaz olduk. Kimse çıkıp diyor mu; hocam Otlukbeli savaşını bir geliştirdim ki sorma filan diye. Yok, yani kafa da rahat. Yoksa bu milli eğitim politikası yeni sürümlere muhtaç.

Velhasıl kelam ülkemiz muasır medeniyetler seviyesine bu şekilde ulaşacak. Yürütülen politika on numara beş yıldız. Aynen devam (!)