Biz Bunlarla Büyüdük

Makaleler
27 Ocak 2012
1.126 OKUNMA
2 YORUM
Facebook
Twitter
Google +
FON MÜZİK
--:--   --:--

Sabahın köründe kalkar bişey var gibi mahallede toplanırdık. Yaz kış fark etmezdi. Annemiz yeter artık eve geldi yene kadar sokaklarda olurduk..

Yemek için eve çağrılırdık ama gitmezdik. Ekmeğin arasına domates peynir koyar onu da sokaklarda arkadaşlarla yerdik.

Dizlerimizin üzerine düşe düşe bi hal olurduk hatta o yarının üzerine kaç kere düşerdik bilmem.. Ama yinede kalkar yine oynamaya devam ederdik..

Çocukluğumuz güzeldi abi.. Tasolarımız misketlerimiz futbolcu kartlarımız vardı. Ortak olur birlikte biriktirirdik. Ütüp ütüp eve kaçmakta yoktu.. Futbolcu kartlarından çıkan yapıştırmaları biriktirip hediye kazanacağımızı sanırdık.

Bakkala ekmek almaya giderken, para üstüne ne alacağımızı düşünürdük. Dövmeli sakızlardan çıkan dövmeleri gizli saklı bi şekilde yapıştırırdık.

Okulun en pis köşelerinde gizli gizli futbolcu kartları oynardık. Derste de kartların ayarlamasını yapardık. Çünkü üst üste iki kez gelmemeliydi iki takım kartı..

Bilyelerimizi ceplerimizde taşırdık. Başka mahallelere giderdik oynamaya. Öyle zaman gelir ki ceplerimiz bilyelerden sarkar, pantolonlarımızı tuta tuta eve giderdik..

Bazen annelerimizin gazına gelip artık futbolcu kartı oynamayacağız günah der yakardık. Üzerine bide sevinirdik artık bu kartlarla başkaları da oynayamayacak, onları da günahtan koruduk diye.

Mahalle maçları yapardık. Kurallarımız vardı.

Üç korner bir penaltı ederdi.

Beşte devre onda son derdik ama hiçte öyle olmazdı..

Devre arasında büyük bir ciddiyetle kalelerimizi değişirdik..

Topu her zaman uzağa atan getirirdi, patlatan da öderdi.

Serbest vuruşlarımız üç adımdı. Barajı “üç adım atarak” kurardık..

Topa “abanmak” ve “burun vurmak” yasaktı..

Ama en önemli iki kuralımız vardı. “Adamın gol diyosa goldür, adamın faul diyosa fauldür”

Sadece akşamları babalarımızın eve gelirken poşetlerinde ne olup olmadığını merak ederek, akşam yemeğinden sonra tv de çıkan abuk subuk dizileri değil de, sabah kalvaltısından sonra yayınlanan çizgi filmleri bekleyerek günlerimizi geçirirdik.

[ayrac][/ayrac] 

Bazı zamanlarda hayatın yükünden ezilip, hani o hiçbir derdin, sorumluluğun olmadığı; dizlerimizdeki yaralarının kabuklarını yolduğumuz, yolarken de garip bir zevk aldığımız; bir kaç şekere dünyayı bile unuttuğumuz saflığa kim sahip olmak istemez ki ? İşte o zamanlar güzeldi hayat..

Şimdi kredi kartı ödemeleri mi dersin, vizeler finaller mi dersin.. Kimimiz işlere koşturmaktan nefes alamaz olmuş, kimimiz ise okulda bir yerlere gelme çabasında ne yapacağını şaşırmış gelecek planı yapar haldeyken ister istemez çocukluğun saflığını özlüyoruz..

Dünyada o küçük gözlerimizle gördüğümüz gibi saf ve temiz değil. Değil çünkü artık biz saf değiliz. Biz mi dünyayı kirletiyoruz yoksa dünya mı bizi ? Kirli olan kim.. Biz mi dünya mı?
Dünyayı kirleten bizleriz.. Şimdi o saflığı, temizliği, gerçek mutluluğu özleyen yine bizleriz.. Sanırım biraz çocuk olmak da bizim elimizde..

 

Facebook
Twitter
Google +

ÖNCEKİ YAZI

«

SONRAKİ YAZI

»

YORUMLAR

  1. Furkan

    “Adamın gol diyosa goldür, adamın faul diyosa fauldür”

    Bu yüzden bir çok kez haksız yere gol yediğimiz oldu..

  2. Muhammed

    Yoruma gerek yok ağladım !

Yorum yaparak bu yazıdaki tartışmaya katılın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*